OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PAYLAŞIM SİTESİ

Okul öncesi eğitimle ilgili aradığınız herşeyi buradan bulabilirsiniz.Eğitici oyunlar, ailelere rehberlik, öğretmenlere döküman, sunum ve eğitici filmler kısacası herşey burada.
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» anko naruto hentai anme hentai
Perş. Ağus. 04, 2011 5:32 pm tarafından Misafir

» vitamins for fish
Perş. Ağus. 04, 2011 2:20 am tarafından Misafir

» Northern Area Family Medicine Location
Çarş. Ağus. 03, 2011 8:22 pm tarafından Misafir

» Old Medicine Bottles Henry Buch
Çarş. Ağus. 03, 2011 6:20 pm tarafından Misafir

» Basically as chintzy as warez
Çarş. Ağus. 03, 2011 2:29 pm tarafından Misafir

» Maoi And Drug
Çarş. Ağus. 03, 2011 1:40 pm tarafından Misafir

» 100 dating free percent site. Jehovah's witness dating website.
Çarş. Ağus. 03, 2011 10:41 am tarafından Misafir

» Drug Inspried Tv Shows
Salı Ağus. 02, 2011 1:35 pm tarafından Misafir

» fish oil 1000
Salı Ağus. 02, 2011 9:42 am tarafından Misafir

Anket
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 70 kişi Çarş. Ekim 30, 2013 8:04 pm tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 645 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: deluone

Kullanıcılarımız toplam 577 mesaj attılar bunda 244 konu

Paylaş | 
 

 ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:08 pm

[size=9]
ÇOCUKLA İLETİŞİM NASIL KURULUR?


İletişim iki kişi arasındaki mesaj alışverişidir. Alışveriş bildiğiniz gibi iki yönlüdür. Her konuşma iletişim değildir. Örneğin;anne-babalar çocuklarına emirler verip onların bu emirler karşısındaki tepki ve davranışlarıyla ilgilenmezlerse burada bir iletişim olmaz.

Gerçek bir iletişim içinde konuşulanları anlama ve düşünülenleri söyleme vardır.

Bebek ile anne arasındaki iletişime bir göz atalım; Bebekler tabii ki konuşamazlar ama onlar anneleriyle doğumdan önce başlayan ve doğumla birlikte devam eden bir ilişki kurarlar. Yani bebeğin ilk iletişim kurduğu kişi annedir! Doğumdan sonra bir bebek 20-25cm. uzaklıktaki kişi ve nesneleri görebilir ve duyabilir. Bu özellikler bebeğin iletişim kurması için gereklidir. Doğumdan sonra bebeğin ilk karşılaştığı kişinin annesi olması ve annesinin ona sevgi ve şefkatle bakması ikisi arasındaki iletişimi kolaylaştırır. Yine, Annelerin bebekleriyle iletişimindeki yüz ifadeleri, mimikleri, önemli sözcükleri abartmaları, konuşmalar arasında sık ve uzun duraklamalar yapmaları,çocuklarının tepki göstermeleri için yeterince zaman tanımaları iletişimi kolaylaştırır.

Anne bebek arasındaki iletişimden sonra artık bebek bir süre sonra baba ve kendisine yakın davranan diğer insanlarla ilişki kurmaya başlar. Çocuğun ailesindeki kişilerle kurduğu sağlıklı iletişim, onun gelecekteki arkadaşları,öğretmenleri ve diğer yetişkinlerle iletişimini kolaylaştırır. Bu noktada siz ailelere çok iş düşüyor!

Çocukla konuşmak deyince çoğu yetişkinin aklına çocuğa bir şeyler söylemek,anlatmak hatta söz dinletmek gelir. Oysa karşılıklı konuşmanın en önemli tarafı çocuğu dinlemektir. Dinleme ve anlama karşılıklı konuşmanın ayrılmaz parçasıdır.



ÇOCUĞU DİNLEMEK



Bir çok anne-baba ve öğretmenler çocuklarla iletişim kurmada ve onların sorunlarına çözüm getirmede esas görevlerinin onlarla konuşmak,öğüt vermek,öneride bulunmak olduğunu zannederler Oysa çocuğun sorunlarını çözmede gerekli olan uygun ortamı sağlamak ve onu dinlemektir. Dinlemek çocuğun gelecekte de sağlıklı bir iletişim kurabilmesini, kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını, kendisine değer verildiğini hissetmesini kendine saygısını ve problem çözme davranışını geliştirir. Çocukla sağlıklı bir iletişim kurmak için gerekli olduğundan bahsettik. Bunun için çocuklara rahatlıkla konuşabilecekleri bir ortam sağlanmalı, eğer ortada bir problem varsa o problemin öncelikle kime ait olduğu bulunmalıdır. Eğer problem çocukta ise, öncelikle anne-baba çocuğa duygu ve düşüncelerini açıklamak için konuşma fırsatı vermeli, onu dinlemelidir. Dinleme çocuğa ana-baba tarafından önemsendiğini gösterir, değer verildiğini hissettirir.

İyi bir dinleyici olmak için; çocuğu dinlerken rahat bir şekilde oturulmalıdır. Rahat bir oturuş çocuğu dinlemeyi kolaylaştırır. Çocukla konuşurken göz teması kurmak önemlidir. Bunun için ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmeli ya da çocuğu kucağa almalıdır. Göz teması çocuğu duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir. Göz teması donuk bir şekilde olmamalıdır. Konuşurken çocuğun aynı zamanda ses tonuna, yüz ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edilip, davranışları ile söylediklerinin tutarlı olup olmadığına bakılır. Örneğin anne-babası boşanan bir çocuğun “ hayır sizin ayrılışınıza üzülmüyorum”. Derken gözleri sulanıyorsa çocuğun söyledikleri hakkında şüpheye düşeriz. Bu durumda iyi bir dinleyici olmak için, karşımızdaki kişinin yüzünü, elini, kolunu yani bedenini de duymamız gerekir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar. Çocuk bir şey anlatırken “ tamam, sen anlat ben dinliyorum” diyen ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma isteği duymaz.

Dinleme sırasında çocuğun sözünü kesmeden,çocuk durakladığında “Hımm, evet anlıyorum.....” gibi sözlü belirtiler ya da gülümseme, baş sallama gibi sözsüz belirtiler yapılmalıdır.

Tüm bu belirtiler, çocuğun anlattığı problemi sorduğu soruları DUYDUĞUMUZU,onu önemsediğimizi ve değer verdiğimizi çocuğa hissettirir. Bunu hisseden çocuk rahatlıkla sizinle iletişim kurar.

Çocuğu dinlerken sessiz olunmalı, zaman zaman duraklamalarda söze karışılmalıdır. Sessizliğin faydasına gelince konuşan kişiye konuştukları hakkında düşünme, daha fazla açıklama ve olaya daha dikkatli bakma imkanı kazandırır, kişiyi aynı zamanda rahatlatır. “Ayşe'nin benim için çok iyi bir arkadaş olduğunu düşünmüyorum artık!” diyen bir çocuğun sözünü keserek “Ben sana baştan söylemiştim, Ayşe'nin iyi bir arkadaş olmadığını, artık kendine başka bir arkadaş bulmalısın” demek o çocuk için gereken sessizliği sağlamaz. Çocuk düşüncelerini tam olarak söyleyemez, kendisini rahatsız hisseder.

Tam bir sessizlik iyi değildir. Çocuk konuşurken daha önce bahsettiğimiz “Hımm, evet anlıyorum” gibi sözler, duraklama ve yüz ifadeleri sessiz kalmayı tamamlar,çocuğa önemsendiğini gösterir. Bu tepkiler olmasa çocuk karşısındaki kişinin onu dinlemediğini düşünür.



ÇOCUĞU DİNLEMENİN YARARLARI



-Çocuğun kelime dağarcığı zenginleşir. Konuşma yeteneği gelişir, kendi duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade eder.

-Çocuğun içine kapanması, ağlaması, saldırgan davranması yerine kendini sözle anlatarak rahatlamasını sağlar. Bu,çocuğun toplumsal yaşama uyumunu kolaylaştırır.

-Doğru anlaşıldığını hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Bunun sonucunda çocuğun kendine güveni artar. Duygusal ve sosyal yönden gelişmesini sağlar.

-Başkaları tarafından dinlenen çocuk da başkalarını kolaylıkla dinler.

-Aile içi ve diğer ilişki kurduğu insanlarla sağlıklı bir iletişim içine girmesini sağlar.

Aşağıda etkili dinlemeye örnek verilmiştir.

ÇOCUK:Okuldan nefret ediyorum. Keşke okula gitmek zorunda olmasaydım.

YETİŞKİN:İşlerin yolunda gitmediği görülüyor. Başka şeyler yapmak istiyorsun.(Etkili dinleme, yerine koyma)

ÇOCUK: Evet yapmamız gereken tüm ödevlerden nefret ediyorum.

YETİŞKİN: Çok ödevin var ve bu seni yıldırıyor(Etkili dinleme, yerine koyma).

ÇOCUK:Bunları niye yapmak zorunda olduğumuzu anlamıyorum.

YETİŞKİN:Bu ödevi sevmiyorsun(ETKİLİ DİNLEME, YERİNE KOYMA)

ÇOCUK:Sözlülerden hoşlanmıyorum,nasıl oluyor da yazılı yapmıyorlar?

YETİŞKİN:Grup önünde konuşmaktansa yazmayı tercih ediyorsun(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)

ÇOCUK:Ben...ben;sınıf önünde konuşamıyorum.

YETİŞKİN:Kendini rahat hissetmediğin bir şeyi yapmaktansa, yazmayı tercih ediyorsun(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)

ÇOCUK:Evet,çünkü grup önünde ne zaman konuşsam rezil oluyorum.

YETİŞKİN:Sana yardım etmek için ne yapabilirim?

ÇOCUK:Belki ödevimi dinleyebilirsin.




ÇOCUK:Barış Manço ölmemiştir,ölemez.

YETİŞKİN:Onu çok seviyorsun,öldüğünü kabul etmek sana zor geliyor(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)

ÇOCUK: Evet.

ÇOCUK:Okula gitmek istemiyorum.

YETİŞKİN:Okulla ilgili bazı sıkıntıların var(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)

ÇOCUK:Öğretmen birkaç çocuğu sınıfta azarlıyor

YETİŞKİN:Neler oluyor anlatır mısın?

ÇOCUK:Yanımdaki arkadaşım yaramazlık yapıyordu,öğretmen bana bağırdı.

YETİŞKİN:Haksızlığa uğradın çünkü sen yaramazlık yapmamıştın(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)

ÇOCUK:Evet.




Bazen çocuklar korku, kaygı kızgınlık gibi duygularını ifade edemezler. Bu durumlarda çocuğa yardımcı olmak için şunlar yapılabilir:

1-Söylenenleri iyice anlamaya çalışıp,söylediklerini kısaca tekrar edebiliriz.

ÖRNEK: ‘Ayşe çok kötü bir çocuk,bebeğimi aldı vermiyor’

(Ne ayıp kardeş kardeş oynamıyor musunuz? Yerine)

Duyduğunuzu tekrar etme:

‘Demek Ayşe bebeğini aldı ,vermiyor’

‘Evet beni kızdırıyor...’ Diye devam eder.

ÖRNEK:’Matematik dersini hiç anlamıyorum..’

(Biraz daha dikkat edersen anlarsın’ veya ’Sınıfta bir arkadaşına sor anlatsın’ yerine)

Duyduğunuzu tekrar etme:

‘Matematik dersi sana zor geliyor’

‘Evet öğretmen de bana taktı’ diye devam eder.

Duyguları tekrar etmenin yararları nelerdir?

-Söylenenlerin aynen duyulduğunu, yanlış anlaşılmadığını kanıtlar.

-Soruna çözüm getirmez, ama çocuğun sorun üzerinde daha çok düşünmesini ve çözüm bulmasını sağlar.

-Asıl sorunun ne olduğunu ortaya çıkarır.(matematik dersi örneği )

-Konuşan kişi duyulduğunu hissederek daha çok konuşur.

2-Konuşan kişinin duygularını dile getirebiliriz. Burada Ayşe örneğini verecek olursak;

‘Ayşe çok kötü çocuk.bebeğimi aldı vermiyor

ELİF ne hissediyor?:KIZGINLIK,ÖFKE

CEVAP:’Bu seni kızdırıyor ‘olabilir

Çocukla iletişimde,duyguların dile getirilmesi onu rahatlatır ve anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Böylece yoğun duygularını davranışa yöneltmez.

İLETİŞİMDE İFADE HATALARI
SEN DİLİ:anne- baba ve çocuk arasındaki anlaşmazlıklar,çocuğun yaptığı olumsuz davranışlar sonucu oluşur. Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözleri anne-baba da hoşnutsuzluk,kızgınlık gibi duygular yaratabilir. Bu duygular karşısında tepkilerini genellikle aniden ve sözel olarak şöyle ifade ederler!’Ne laf anlamaz çocuksun’,’Sana bin kere tembih ettim’,’Neden dikkat etmiyorsun’,gibi. Buradaki ifade tarzı çocuğa yönelik SEN mesajı,sen kelimesi, sen-dilidir.

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:08 pm



Anne-babanın okul çağındaki çocuklarıyla iletişiminde çok sık yaptığı
bazı hatalar vardır.
Aşağıda bu hatalardan bazı örnekler verilmiştir:
Emrivaki konuşmak “Bunu söylediğim gibi yapacaksın, yoksa...”
Ders vermek “Ben çocukken senin yaptığın işin iki katını yapardım.”
Eleştirmek “Bugün her şeyi berbat yapıyorsun.”
Alay etmek “Bu yaptığın çok aptalca bir şeydi.”
Küçük düşürmek “Senin yaşındaki bir çocuğun bunu bilmesi gerekir.”

Çocukla iletişim kurarken ona olumlu bir bakış açısıyla yaklaşılmalı ve gerektiğinde onurlandırılmalıdır. Örneğin, "Bugünkü matematik ödevlerini çok güzel çözdün." gibi takdir söylemleri kullanılabilir. Ancak bunu yaparken, anne-baba onu ‘kendi görmek istediği biçimde davrandı’ diye yapmamalıdır. Onun etkinliklerine çok karışmadan, onu olduğu gibi kabul ettiğini göstermelidirler. Örneğin, resim yapmakta olan bir çocuğa hangi boyaları karıştıracağını göstermek yerine, karışmadan onu izlemek çocukta doğru şeyler yaptığı hissi uyandıracaktır.
İyi bir iletişimin koşulu: Dinlemesini bilmek
Çocukla iyi bir iletişim kurabilmek için ondan gerekli mesajların alınması gerekir. Bu da ancak dinlemekle sağlanır. Anne-baba iyi bir dinleyici olabilirse çocuk için de iyi bir model oluşturacaktır.
Aktif dinleme, iletişimin önemli bir parçası olup, iletişim kanallarının açık tutulmasıdır. Bir başka deyişle, anne-babanın çocuğun duygu ve düşüncelerini söyleme isteğini fark etmesi ve onu dinlemeye hazır olduğunu belirtmesi anlamındadır.

Aktif bir dinleyici olmak için şunlara dikkat edilmelidir:
Dinlemeye yeterince zaman ayrılmalıdır. Çevrede dikkati dağıtacak etmen olmamalıdır. Akşam yemeği sırasında ya da yatmadan önce genellikle konuşma için en uygun zamanlardır.

Anne-baba konuşma sırasında kendi düşüncelerini bir kenara bırakıp çocuktan gerekli mesajları almaya çaba göstermelidir. Bunun için tüm dikkatlerini ona vermeli, kendilerini bir an için onun yerine koyarak onun hissettiklerini anlamaya çalışmalı ve onun düşüncelerine değer verdiklerini hissettirmelidirler.

Çocuğu dikkatle dinleyip onu anladıktan sonra, biraz daha yumuşak bir söylemle aynı şeylerin çocuğa yinelenmesine yansıtmalı dinleme yöntemi denir. Fakat, bu çocuğun söylediklerini papağan gibi yinelemek biçiminde olmamalıdır. Çocuğun söylediği şeylerin her zaman tam ve doğru mesajlar olmayabileceği ve bunların altında yatan değişik korku ve endişelerin olabileceği akılda tutulmalıdır. Bu duyguları sözcüklerle belirtmek için konuşma arasına girilerek "sanki bana biraz korkmuşsun... üzgünsün... kızgınsın ... gibi geldi" gibi cümlelerle altta yatan duygular öğrenilebilir.

Çocukla konuşurken göz teması çok önemlidir. Onun söylediklerine ilgi gösterildiğini belirtmek için arada bir baş sallayarak onaylamak ya da "evet.. anlıyorum... yaaa" gibi karşılıklar vermek çocuğun konuşmasını sürdürmesini destekleyecektir.

Anne-babalar kendi beklentileri ya da düşüncelerine uymasa bile çocuğun konuşmasını kesmeden, sabırla ve eleştirmeden dinlemelidir.

Çocuğun karşılaştığı sorunları kendisinin çözmesi için ona fırsat tanımalı, bu yönde yüreklendirmeli, ancak uygun biçimde ona yol da göstermelidir.

Anne-baba aktif dinlemeyi öğrendikçe çocuğun duygularını daha iyi anlayabilecek ve aralarında sıcak bir köprü kurulacaktır. Çocuk kendi sorunlarını kendisi çözdükçe, duygu ve davranışlarını daha iyi denetleyecek ve başkalarını da daha iyi dinlemesini öğrenecektir. Çocuk karşısındakini dinleme alışkanlığı kazandıkça, zaman zaman bu davranışı için güzel sözlerle onurlandırılmalı, hatta küçük hediyelerle ödüllendirilmelidir.

Anne-babanın kendisinin de aktif olarak dinleyip dinlemediğini anlamasına yarayan bazı ipuçları vardır. Eğer anne ya da baba konuşmadan sıkılmış, dikkati dağılmış, çocuk yerine başka yerlere bakıyor ya da çok zaman yitirdiğini düşünmeye başlamışsa o sırada aktif olarak dinlemiyor demektir.

Çocuklarla konuşma yöntemleri
Anne-baba çocukla konuşurken ona karşı yargılayıcı ve suçlayıcı olmamalı, olumlu bir diyalog kurmaya çalışmalıdır. Bu diyalog, çocuğun herhangi olumsuz bir davranışını düzeltirken "sen" mesajı yerine "ben" mesajı kullanılarak sağlanabilir. Aşağıda bir kaç "ben" mesajı örneği verilmiştir:

-Okurken daha çok sessizliğe gereksinimim var.
-Masamı en son kullanan toplamadığı için aradığım şeyleri bulamıyorum.
-Çok yorgunum, mutfağın toplanması için yardıma gereksinimim var.
"Ben" mesajları, aslında "sen" mesajları ile aynı şeyleri söylemesine karşın, tehdit içermediğinden, çocuk tarafından daha kolay kabul edilecektir. Böylece, örneğin babasına "sesimin seni rahatsız ettiğini fark etmedim" ya da annesine "yorgun olduğunu söylemen iyi oldu, sana yardım edeyim" gibi yanıtlar verecektir.
"Sen" mesajlarına örnek:
-Bir daha bunu sakın yapma.
-Beni çok kızdırıyorsun.
-Neden dikkat etmiyorsun?
Bu mesajlar daha bir çocuğa yönelik olduklarından, çocuk kendini savunmak zorunda hissedecek, o da benzer karşılıklar verecek ve böylece de etkili bir iletişim olanağı ortadan kalkacaktır.
Bundan daha da kötüsü çocuğu küçük düşürücü konuşma biçimidir. Eğer çocuğa sürekli olarak onun kötü, aptal ve düşüncesiz olduğu biçiminde mesajlar verilirse, yalnız çocukluk döneminde değil, belleğinde o biçiminde yer ettiği için sonra ki yıllarda bile birey kendini o biçiminde algılayabilir ve toplumla olan ilişkilerinde zorluklar yaşayabilir.
Doğal olarak, her çocuk "ben" mesajlarını başlangıçta algılamayabilir ve bu yöntem yararlı olmayabilir. Bu durumda bile, belki başka bir biçimde ya da daha değişik bir ses tonuyla, "ben" mesajları verilmesi sürdürülmelidir. Çocuğa bu mesajları algılaması için biraz zaman tanımalıdır. Konuşurken ses tonunun verilmek istenen mesaja uygunluk göstermesi de çok önemlidir. Eğer anne ya da baba kendi sorunlarını konuşmaya yansıtırlarsa verilmek istenen mesaj tam algılanmayabilir.
Anne-baba, çocukların huylarına göre bazı ufak tefek değişiklikler olsa bile, bütün çocuklarına eşit davranmalı ve ayrım gözetmemelidir.
Anne-baba ile çocuklar arasındaki iletişim bozukluğunun olası nedenleri
Verilmek istenen mesaj anne-baba ya da çocuk tarafından yanlış algılanabilir.

Anne-baba ile çocuğun huyları birbirleri ile uyuşmayabilir.
Anne-babanın konuşma tarzı çocuğun öfkelenmesine ve tepki göstermesine neden olabilir. Örneğin, ortaokul çocukları bazen anne ya da babalarının sürekli yargılayıcı ve emrivaki konuştuklarından, kendilerini hiç anlamadıklarından ve konuşmalarını ikide bir kestiklerinden yakınabilirler. Eğer böyle bir durum söz konusu ise, anne-babanın kendi konuşma tarzlarını da tarafsız olarak gözden geçirmesi ve dinlemesini öğrenmesi yararlı olacaktır. Yoksa çocuk bu konuşma biçimini başka kimden öğrenmiş olabilir?
Çocukta kekemelik gibi düşüncelerini açıklamasına engel olan bir konuşma bozukluğu olabilir.
Anne-baba ya da çocuğun zihnini meşgul eden düşünceler, endişeler ve stres iyi bir iletişim kurulmasını engelleyebilir.
Konuşmak için uygun bir zaman ve yer seçilmemiş olabilir. Okuldan yorgun olarak gelmiş çocukla sorunları konuşmak yerine, çocuk yemek yedikten ve biraz dinlendikten sonra konuşmak çok daha yararlı olur.
Konuşmak için kimsenin olmadığı, sakin bir yer seçilmelidir.

Sonuç ve Öneriler
"Çocuk uykuda sevilir" kuralını önceki kuşaklardan olan hemen herkes iyi bilir. Yoksa, çocuk şımarır ve babanın otoritesi sarsılır (!) Eski zamanlarda, çoğu ailede baba ile çocuk arasındaki diyalog (elçi!) anne tarafından sağlanırdı. Ülkemizin sanayi ülkesi olma yolundaki adımları, hızlı kentleşme ve medyanın önemli etkisi sonucunda eski büyük ailelerin yerini çekirdek aileler almakta, feodal dönemin özelliklerinden olan babanın mutlak otoritesinin sarsılması ile birlikte baba ile çocuk arasında da daha sıcak ilişkiler kurulmaktadır. Ama yine de çoğu ailede erişkinlere tanınan söz hakkı nedense bugün bile çocuktan esirgenmektedir. Birer anne-baba olarak çocukların bize saygılı davranmasını istiyorsak, bizim de onları saygıyla dinlememiz ve olayları bir de onların gözüyle bakarak onları anlamaya çalışmamız ve hekimler olarak da bunu tüm anne ve babalara anlatmamız gerekir.

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:09 pm

Ana-Babaların Yanlış Tutumları ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri


ŞİDDETLİ REDDEDİCİ ANA BABA TUTUMU
Reddetme, bir anlamda çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinmelerini karşılamayı aksatacak kadar çocuğa karşı düşmanca duygular beslenilmesidir.
Şiddetli reddedici tutumu olan ailelerde çocuğa karşı düşmanmış gibi davranılır. Şefkat, sevgi, sıcaklık verilmez. Öz evlatları olduğu halde anne baba tarafından çocuk üvey evlat muamelesi görmektedir. Bazen sadece anne bazen de sadece baba çocuğu ret eder. Ama genelde aile içinde çocuğa soğuk davranılır.
Beğenilmez ve devamlı her yaptığı eleştirilir. Çocuğun eksik ve yanlış davranışları araştırılır. Çocuğa baskı yapmak için her türlü fırsat kollanır. Çocuğun iyi yönleri değil de devamlı kötü yönleri su yüzüne çıkarılır. Her türlü angarya bu çocuğa yıkılır. Bazen diğer çocuklar da bu muameleden nasiplerini almaktadırlar. Ama genel de günah keçisi olarak bir çocuk seçilir. Ret edilen çocuğa evdeki diğer çocuklardan farklı davranılır.

Aile sıcak,sosyal ve güven verici havadan kesinlikle yoksundur. Aile içi yaşam gerilim, çatışma ve kavgalarla doludur.
Anne baba çocuğu sevmemekte, anlamamakta ve onu diktatörce yönetmeye çalışmaktadır.
Yukarıda sayılan bu anne baba davranışlarının çok farklı sebepleri vardır. Çocuk evlilik dışı, istenmeyen bir bebek olabilir.Henüz anne baba bir çocuklarının olmalarına kendilerini , madden ve manen hazır hissetmiyor olabilirler. Çocukta bedensel ve ruhsal açıdan bir engel veya özür olabilir. Anne baba hayal kırıklığı ve suçluluk hissediyor ve suçu direk çocuğa yüklüyor olabilirler. Anne ya da baba çocuğa aşırı düşkünlük gösterip eşini ihmal ediyor olabilir. İhmal edildiğini düşünen eş çocuğu kendisine rakip olarak görebilir.Çocuğu kıskanabilir.Bu nedenle çocuğa karşı düşmanca davranabilir.Ayrıca çalışan bir anneyse çocuk bir müddet annenin çalışmasına engel olacak ve ilerlemesini durduracaktır.Bu nedenle de annenin çocuğu kabullenmesi güçleşecektir.Bazen de çocuğun aile üyelerine benzemiyor olması veya anne babanın sevmediği bir ferde benziyor olması gibi daha bir çok farklı sebep anne babanın çocuğu ret etmesi konusunda söylenebilir .Ama bunlar sadece bahanedir. Hiçbir bahane çocuğu ret etme konusun da kabul edilir olamaz

Şiddetli redddici ailelerde çocuk horlanıldığı gibi istenilmediği de açık ve net olarak çocuğa belirtilir.Çocuk ele geçen ilk fırsatta aileden uzaklaştırılmaya çalışılır.Büyükanne büyükbaba gibi aile büyüklerinin yanına gönderilir.Veya çok küçük yaşta çalıştırılmaya başlanılır. Şiddetli ret edici anne baba tutumlarının çok ileriki boyutlarında ne yazık ki, çocuklar birinci yaşına varmadan ölmektedirler.
ŞİDDETLİ REddDİCİ ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Şiddetli redddici aile ortamında yetişen çocuklar yardım duygusundan uzaktır.Psikopat eğilimlidirler . Sinirli, agresif bir yapıları vardır.Duygusal kırgınlıkları sıklıkla yaşarlar. Hayvanlara ve özellikle kendilerinden küçük insanlara karşı düşmanca davranırlar.
Sevgiye en çok muhtaç olduğu zamanlar da ret edildiği, horlandığı için çocuğun ruhu derinden yara alır. Şiddetli bir şok geçirebilir. Bu tür ailelerde yetişen çocuklar çeşitli psikolojik bozukluklara ve intihara yatkındırlar.
Çocuk kötü muameleye maruz kalmamak için anne ve babaya karşı edilgen ,uysal ve erdemli olmaktadır. Çünkü direnecek gücü yoktur. Fakat içten içe anne babaya karşı düşmanlık duyguları geliştirmektedir.
Çocuk korkaktır. Hayal kırıklığına uğramıştır.Çünkü çevresindeki diğer anne babaların çocuklarına nasıl davrandıklarını görmektedir. Hiçbir zaman kendisine ait bir güven duygusu geliştiremeyecektir.Güven duygusunu oluşturacak ortamdan her zaman yoksun kalmıştır.En yakınları dahi kendisiyle ilgilenmemiştir.
İleriki dönemlerde inatçılık,hırçınlık,uyumsuzluk,çete ele başlığı ve çetelere üye olma,yasa dışı eylemlerde bulunma,depresyon,nevrozlar ve intihar eğilimleri görüle bilinir.Kendi dışındaki insanlarla yeterli iletişimi kuramadığı için saldırganlığını kendisine yöneltmektedir. Şiddetli ve aşırı bastı- rılmış duygular nedeniyle dengesiz bir kişilik sergilemektedirler.




KAYITSIZ VE PASİF ANNE BABA TUTUMU
Pasif ve kayıtsız ebeveyn ,çocuğun davranışları karşısında "ilgisiz ve kayıtsız" davranışlar sergileyen anne babadır. Onlar için çocuğun varlığı ve yokluğu belli değildir. Bu gruba giren anne babalar hoş görü ile boş vermeyi birbirine karıştırmaktadırlar.
Anne baba çocuğa karşı çocuğun kendisini rahatsız hissedecek kadar kayıtsız kalabilmektedir.Çocuğu ihmal eden anne baba zorunlu olduğu zamanlarda, çocukla yüzeysel bir ilişki kurabilmektedir.
Çocuk anne babayı rahatsız etmediği müddetçe ,görünürde çocukla ilgili pek bir problem yoktur.Eğer çocuk anne babayı rahatsız eder ve onların yollarına çıkıp engel teşkil ederse ,anne baba çocuğa karşı düşmanca bir tutum ve tavır takınır. Çocuğu düşman kuvvet ilan ederler.Daha sonra ise çocuğa karşı yine kayıtsız tutum sergilerler.
Anne babaların kişilik yapıları değişkendir.Rahat ,sessiz ,vurdumduymaz pasif oldukları gibi saldırgan da olabilirler.
Bazı anne babalarsa çocuğa karşı kayıtsız kalmanın ona ilgi ve sevgi vermemenin doğru olduğunu düşünmektedirler. Niçin böyle düşünür- ler?İhtimaller: "Çocuk şımarabilir.Yarın öbür gün anneyi anne babayı da baba olarak bilmez.Evde anne babanın otoritesi sarsılır.Doğru anne baba tavrı böyle olmalıdır.Çünkü benim annemde babamda bize böyle davranırdı..."Gibi hiçbir bilimsel gerekçesi olmayan düşünceler nedeniyle istemelerine rağmen çocukları ile yakın ilişki kurmaktan kaçınırlar.Yıllar sonra yaptıkları hatanın farkına varırlar ve bu hatayı telafi edebilmek için "Oğlumla/Kızımla yaşayamadım ,bari bunları torunlarımla yaşayayım" düşüncesiyle torunlarına karşı aşırı sevgi gösterisinde bulunurlar.Torunlarının sevgilerini kazanmak için rüşvet verirler.Çocuklarının koydukları kurallarda hafif delikler açarlar ve torunlar için sığınılacak bir liman gibi olurlar.Ama tüm bu telafi çalışmaları çocukların geçmişte alamadıkları sevgiyi onlara geri vermez.
Ülkemizde bazı bölgelerde hala geçerli olan bir geleneğimiz var- dır."Büyüklerin yanın da çocuk sevilmez,öpülmez,kucaklanmaz hatta öyledir ki, çocuk ağlıyor olsa dahi büyüklerden izin alınmadığı müddetçe çocuğa bakılmaz." Nedir bu geleneğin mantığı?....

DEĞİŞİM İÇİN BİR BAŞLANGIÇ YAPMANIN ZAMANIDIR.
NEDEN BU GÜN OLMASIN? KAYBEDEBİLECEĞİNİZ HİÇ BİR ŞEY YOK .
AMA KAZANACAĞINIZ ÇOK ŞEY VAR. ÇOCUKLARIMIZ...


Yukarıda anlatılan, kayıtsız,pasif ve ilgisiz anne babaların tutumlarının çeşitli nedenleri vardır.Kısaca bu nedenler şunlar olabilir:
Çalışma hayatının yoğun temposu nedeniyle anne babalarda oluşan aşırı yorgunluk ve çocuklara ayırabilecek zamanın çok sınırlı olması, ayrılan zamanın da etkin kullanılmayışı,çocuk bakımını annenin dışındaki büyükanne veya büyükbabanın üstlenmesi,evde bakıcının bulunması ve bunların çocuğu anne babayla paylaşmak istememeleri,çocuğun her işinin bu kişiler tarafından yapılıyor olması,çocukla paylaşımın az olması,çocuktan uzak yaşanılıyor olması,anne baba olmak için fiziksel,ruhsal ve bedensel açıdan hazır bulunuşluk seviyesinde bulunulmaması,anne babanın aralarında ki problemlerle çok fazla haşır neşir olmaları ve bu problem yumağında çocuğu yok saymaları,çok fazla çocuğa sahip olunduğu için gerekli ilginin gösterilmemesi gibi daha bir çok nedenler sayılabilir. Ama hangisi çocuğunuzu kaybetmeniz için yeterli neden olabilir.






KAYITSIZ VE PASİF ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Kayıtsız, ilgisiz ve pasif anne baba tutumuna maruz kalan çocuklar kendilerine yöneltilen düşmanlıktan daha çok ilgisizliğe karşı savaşmaktadırlar. İhmal edilmiş bir kimse olarak ,ana babanın ilgisini çekmek için çoğu zaman kötü davranışlar sergilerler.Çünkü uslu


duran, problem çıkarmayan çocukla çoğunlukla kimse ilgilenmez. "Ağlamayan bebeğe meme verilmez" deni- lir.Bundan çıkardığımız sonuç şu ki :"Çocuk doymak istiyorsa ağlamalıdır." "Anne babamın ilgisini çekmek istiyorsam yaramazlık yapmalıyım.Uslu durduğumda benimle ilgilenmiyorlar.Küçükte olsa yaramazlık yapınca evde İlgi noktası ben oluyorum" düşüncesi çocukta yerleşir.Çocuğun ceza alması dahi kısa bir müddet için

var olduğunu hissettirdiği için, ceza ödül durumuna geçmektedir.Çocuklar agresif,saldırgan ve suça yönelik davranışlar göstere- bilirler.Çünkü anne baba çocuğun olumlu değil de olumsuz davranışları pekiştirilmektedir.Oysa çocuk uslu durduğun da söylememiz gereken küçük sözler vardır."Aferin oğluma/kızıma bak nasıl da uslu uslu kendi başına oynuyor.Kimseyi rahatsız etmiyor."Şeklinde davranışlar çocukta pekiştirilmiş

olsa emin olun bir müddet sonra çocuğunuzun davranışları olumlu yönde değişecektir. Davranışı değiştirmek istiyorsanız önce olumlu olanları pekiştirin çocukla iyi bir iletişim kurduktan sonra çocuğun olumsuz davranışlarına yönelin.Önce kolaylıkla düzeltebileceğiniz davranışlardan başlayın.İlerleme kaydettikçe çocuğa manevi ödüller vermeyi unutmayın.
İlgisiz bir ailede büyüyen çocuğun tek amacı birazcık şefkat alabilmek dikkat çekmek ve varlığını ispatlayabilmektir. Daha ileriki yıllarda ev ortamında bulamadığı ilgi ve sevgiyi dışarıda arayacaktır.Ufakta olsa sevgi mesajını farklı yorumlayacak ve sığınılacak bir liman arayacaktır.
Çocuk büyüdükçe aile ile çatışmaları artacak,aileden intikam alma yolarını


arayacaktır.Yaşı ilerledikçe aileden uzaklaşacaktır.Anne babanın ilgiye bakıma muhtaç olduğu zamanlarda onların yanın da olmayacaktır.Çünkü kendisinin ilgiye sevgiye ihtiyacı olduğu zamanlarda anne baba tarafından bu ilgi ve sevgi ondan esirgenmiştir.
BASKICI, OTORİTER, KATI VE SIKI ANNE BABA TUTUMU

Çocuğunu, kendi ideallerinde yaşattığı kalıplara uygun küçük bir yetişkin yapma çabasıyla, yola çıkan ana babaların çoğunlukla katı,baskıcı ve hoşgörüsüz bir tutum içinde olduklarını görürüz.Çocuğumuz bizden yaşça bedence ve ruhça küçük olabilir fakat bu

çocuğumuzun bizim bir model küçüğümüz olması anlamına gelmez.O henüz bir çocuktur.Evet çocuktur.Yaramazlık ve hatalar yapması kadar doğal olabilecek ne olabilir ki? Çocuğun isteği sadece çocukluğunu yaşayabilmektir.Söyler misiniz.Çocuğunuz çocukluğunu şimdi yaşamayacak da ne zaman yaşayacak? "Yaşamadığım çocukluğumun hesabını kimden soracağım? Kim bilir?" diyor şair. Katı, baskıcı eğitim tarzını benimseyen

ailelerdeki bu şansız çocukların hiçbir zaman çocukluğunu yaşama fırsatları olmaz.Evde askeri bir sistem hakimdir.Kalkış saat 07.30,kahvaltı saat 08.00,....en geç yatış saati 21.30 tur. Askerlerin dahi hafta sonu programları farklı olduğu halde, evin düzeni değişmesin diye çocukların bu programın da değişiklik yapılmaz. Katı baskıca eğitim tarzını benimseyen ailelerdeki bu şanssız çocukların hiçbir zaman çocukluklarını yaşama

fırsatları olmaz . Onlar her zaman "Çocuk yetişkin" olurlar. Bu tür çocuklara toplumumuzda" Büyümüşte küçülmüş" denilir.
Anne babanın gözleri sürekli bu çocukların üzerindedir. Davranışlarında oturuşlarında, kalkışlarında, konuşmalarında, gülmesinde, yemesinde, içmesinde kısaca çocuğun yaptığı her türlü harekette bir kusur bir yanlış arayıp dururlar. Sürekli kusur aradıkları içinde


çocuk devamlı tetik altındadır. Streslidir."Acaba yine mi hata yaptım? Yoksa yaptığım yanlış mı? Annem babam bunu duyarsa ne der ?" kaygısını çocuk devamlı yaşar. Devamlı tedirgin olduğu içinde (çocuk bu durumdayken), anne baba hata bulmakta hiç de zorlanmazlar. Çocuğa sürekli kızıp, azarlarlar.Onu hor görürler.Çeşitli olumsuz özelliklerle çocuğu nitelendirirler. Hatta daha da ileri giderek "Çocuğumu eğitiyorum, terbiye

ediyorum ." Mantığıyla çocuğa bu tür ailelerde şiddet uygulanır. Böylece çocuğu kendi istedikleri kalıba sığdırmak için devamlı zorlayıp dururlar. Yaptırım gücü anne babadadır. Onlar devamlı haklı kısım- dadırlar. Anne baba isteklerinden en ufak bir ödün vermek istemezler. Çocuğu anlama çabasını hiç göstermezler. Belki sonuçta çocuğun aileye gösterdiği direnç kırılır ve ailenin istediği kılıfa , kalıba zorda olsa çocuk girer. Aile istediği

gibi uzaktan kumandalı bir çocuğa sahip olur. Ama geriye çocuktan çok fazla bir şey kalmaz. Anne baba başarıya ulaşmıştır. Ama silik kişilikli bir çocukları olmuştur bu arada....
Baskıcı, otoriter, katı, sıkı ailenin verdiği eğitim de ceza her zaman ön plandadır. Ayrıca çocuğun işlediği suçla ceza orantılı değildir. Genelde "Ona iyi bir ders olsun,bir daha ömür


boyu bu hatayı yapmasın, diğer çocuklara da örnek olsun." Düşüncesinden yola çıkılarak çocuğa verilen cezalar çok ağır olur. Ailenin verdiği disiplin çocuğu bunaltır,sıkar, hatta hayattan usandırır. Çocuğun en doğal hakları dahi aile üyeleri tarafından çocuğa uslu olmasının bir ödülü olaraktan verilir. Çocuktan yaşının üstünde bir olgunluk beklenir. Ve çocuğa özgürlük kesinlikle verilmez .

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:11 pm

BASKICI, OTORİTER, KATI VE SIKI ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Anne babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması çocuğu çekingen yapar . Çocuk attığı her adımda yanlış yapma korkusu içindedir.Duygularına ve isteklerini önem verilmediğini görerek, bunları içinde tutmaya çalışır. Duygu ve düşüncelerini içine atarak onları bastırır. Çocukla anne baba arasındaki iletişim daima yüksek gerilim hattı gibidir. Çocuğun oyundan birkaç dakika geç gelmesi yemeği üzerine damlatması vs. gibi küçük olaylar bile büyük çatışmalara sebep olur.

Çoğu kez çocuk kendisinden bekleneni ailesine veremez. Çocuğun bir yandan içinden gelen doğal çocukluk eğilimleri ve diğer yandan bunlara zıt aile kalıpları varsa çocuk iki eğilim arasında sıkışıp kalmaktadır. Bütün bu yaptırımlar , zorlamalar çocuğu kıskaç gibi sıkar. Kurtulmak için çeşitli çareler aramasına neden olur. Çocuğun her çare arama girişimi çoğu kez ailenin yeni ve daha ağır baskılarıyla cevap bulur. Yeni çareler... yeni cezalar... yeni azarlar... ve giderek daha da şiddetlenerek artmaktadır. Bütün bunların sonunda çocuk kendi iç dengesini yitirir. Ya tümüyle çığırından çıkar ve ele avuca sığmaz yada tamamen renksiz, kişiliksiz , varlığı yokluğu belli olmayan birisi haline gelir. Çekingendir. Başkasının etkisinde kolaylıkla kalabilir. Kim nereye çekerse o tarafa yönelir.Çünkü artık kendisine ait bir şey kalmamıştır. İnsanlar tarafından kolay kandırılır, kullanılır. Aşırı hassas, kırılgan ve hastalıklı bir kişilik yapısı görülebilir. Aşağılık duyguları gelişmiştir.
Suçlayan, cezalandıran,sürekli çocuğun her yaptığına karışan anne babanın çocukları kolayca ağlayan çocuklardır.


DENGESİZ, KARARSIZ VE TUTARSIZ ANNE BABA TUTUMU
Çocuk eğitiminde tutarsızlık çok yönlüdür.Çocuğun belli bir davranışı kimi zaman hoş görülmesi kimi zamanda aynı davranış yüzünden ceza alması çocukta cezanın anlamı ve suçun niteliği hakkında kuşkular uyanmasına neden olur.Acaba çocuğun bu davranışı anne babanın belirli bir anında, örneğin işten yorgun argın geldiklerinde,sinirli olduklarında veya evde misafir olduğunda mı yanlıştır? Sakıncalıdır? Yoksa her zaman sakıncalı ve uygun değildir?. Örneğin çocuk evde ıslık çalıyordur

ANNEMİZİN DURUMLARI ANNEMİZİN DAVRANIŞI
a) Dinlenmiş ve el işini yapıyor. Çocuğun davranışı normal algılanır.
b) Stresli ,başı ağrıyor. Sinirlenir.Kızar ve bağırır.
Olay aynı olaydır.Fakat annemizin verdiği tepkiler farklıdır.Çocuk annesinin ne zaman iyi ne zaman kötü olduğunu anlamak ve ona göre davranmak zorundadır.Peki ne zaman doğru anı yakalayabilir?...
Diğer bir örnekse.Çocuk eliyle yemek yiyor ve bir kısmını da döküyor.
a) Evde yabancı kimse olmadığı için "Çocuktur,bırak yapsın."Deniliyor ve normal karşılanıyor.
b) Evde misafir olduğun da ise "Aaa! Ne ayıp hiç elle yemek yenilir mi?Bak yere de dökmüşsün .Pis çocuk oldun şimdi.Aslında hiç böyle yapmazdı .Bu gün buna ne oldu bilmem."denilir.
Yukarıda vermeye çalıştığımız örneklerin sayısını çoğaltabiliriz.Davranış aynıdır ama verilen tepki aynı mıdır?Çocuk olsanız siz ne düşünürdünüz ?
Anne baba arasındaki tutarsız olan eğitim görüşleri de önemlidir.Annenin ak dediğine baba kara diyor mu?Anneden evet cevabı gelirken baba kesinlikle olmaz diyor mu? Çocuğun yaptığı bir davranış anne tarafından hoş görülü- yor,baba tarafından cezalandırılıyorsa ,çocuk"Bu hareketi annemin yanında rahatlıkla yapabilirim .Ama babamın yanında yapmamalıyım." demektedir.Bu da çocuğu "Her türlü davranışı


yapabilirsin yeter ki yerini ve zamanını bil." Anlayışına götürebilir.
Anne babanın çocuğun yanında ve onun hakkında birbirlerini eleştirmeleri,birinin olumlu yaklaşımına diğerinin olumsuz tutumu veya anne ya da babadan herhangi birisinin


devamlı çocuğun tarafını tutuyor olması ,çocuğu koruyup kollaması ve karşı tarafı düşman kuvvet ilan etmesi,çocuğa yargıç rolü oynatılması da çok sıklıkla rastladığımız eğitim yanlışları içerisinde yer almaktadır.

Unutulmamalıdır ki çocuklar en başta da söylediğimiz gibi çok iyi gözlemcidirler. En iyi

gözlemledikleri kişilerse anne baba olarak bizleriz.Bu etkili gözlemleri sonucunda çocuk anneyi ve babayı nasıl kullanabileceği- ni,onlardan nasıl yararlanabileceğini çok çabuk öğrenir. Anne baba mutlaka aynı eğitim görüşüne sahip olmalıdır.Baba çocuğa bir suç işlemesi sonucunda ceza verdiğinde anne hemen "Annelik şefkat duygu- larını kabartarak" çocuğu kucaklayıp sevmemelidir.Aldığı cezanın niteliği ,hangi davranışın sonunda aldığı,çocuğa mutlaka açıklanmalıdır ki çocuk bir daha aynı davranışı tekrarlamasın .Bir tutarsızlık ve dengesizlik örneği de anne babanın kendi şahıslarında yaşanabilir.Örneğin:

Anne :"Oğlum oyuncaklarını topla."
Çocuk :Uzun süren bir sessizlik ve anne cevap alamıyor.
Anne :Hadi benim tatlı oğlum şu oyuncaklarını toplayıver.Bak birazdan misafirler gelecek
Evimiz dağınık olmasın,sonra "Bak ne pis evleri varmış" derler.
Çocuk :Toplamayacağım işte,daha ben oynayacağım.
Anne: Hadi kalk topla diyorum sana!Daha bir çok işim var,senin oyuncaklarınla şimdi


uğraşamam.
Çocuk : Top-la-ma-ya-ca-ğım
Anne çok sinirlenir.Bağırmaya başlar.Çocuk yine oyuncaklarını toplama-makta direnince


anne kendini tutamaz ve çocuğunu döver.
Böyle bir durumda çocuğa sözünü dinletmek için çaba sarf eden annenin,bir isteğini yaptırmak için önce yumuşak tonda konuştuğu ve derdini anlatmaya çalıştığı ,olumsuz


yanıt alınca sesini yükselttiği ,çocuğun isteğini yerine getirmemesi halinde onu cezalandırdığını ,çocuk yüksek sesle ağlamaya başladığında ise çocuktan özür dilemeye başladığı görülmektedir.Annelik duyguları ağır bastığı için çocuğun ağlamasına

dayanamamakta ve hemen yaptıklarından pişman olmaktadır.Böyle bir ailede yetişen çocuk sık sık bu ikilemleri yaşar.Annesi onu seviyor mu? Dövüyor mu ? belli değildir.
Bazen anne babalar çocuğun verdiği tepkilere karşı nasıl davranması gerektiği konusunda


kararsız kalabilmektedir.Bazen gülüp geçmekte bazen de "Acaba hatalı mıyız?"şeklinde düşünmektedirler.
Ailede dengesizlik ve tutarsızlık çocuklar arasında ki davranışlarda farklılıklar ortaya çıkarabilmektedir.Hiçbir anne ve baba çocuk ayırımı yaptığını kabul etmez."Beş parmaktan birini kes bakalım hangisi acımayacak."denilirken beş parmağın eşit yaratılmadığının ve hepsinin birbirinden farklı olduğunun acaba farkında değiller midir?.Bütün çocukların eşit düzeyde sevildiklerini söylemelerine rağmen kimi anne babanın bazı çocuklarını daha çok sevdikleri gözlenmektedir.Böyle durumlarda anne babalar sevdikleri çocuklara daha fazla zaman ayırır ve onları kayırırlar.Evdeki diğer kardeşler bu durumu fark ettikleri andan itibaren hem anne babaya hem de kardeşlerine karşı kıskançlık ve kin duyguları beslemeye başlarlar.Anne babanın gözündeki bu kardeşi düşürmeye ve onu kötülemeye çalışırlar.Amaç anne ve babadan biraz daha fazla ilgi ve sevgi koparabilmektir.

Anne ve babaların çocuklar arasındaki tutarsız ve ayırımcı davranış- larından bir başkası ise kız erkek çocuk ayrımıdır.Erkek çocuklar kız çocuklara oranla daha ayrıcalıklıdırlar. Erkek çocuklar el üstünde tutulurken kız çocuklar daha geri planda yer almaktadır.Bazı aileler de ise durum tam tersine olabilmektedir.
Çocuğa verilen eğitim türünde de tutarsızlık görülmektedir.Anne babalar çocuklarına karşı bazen çok hoşgörülü,bazen katı,bazen demokratik bazen de vurdumduymaz davranabilmektedirler.Bu durumda çocuğun kafası oldukça karışmaktadır.Hatta eğitimdeki bu tutarsızlık anne baba arasında da görülmektedir.Bazen sadece anne tutarsız davranırken bazense baba tutarsız davranabilmektedir.Çocukta bu nedenle dengesiz hareketler sergile- mektedir.Çocuk müneccim değildir ki anne babasının ruh durumunu önceden tahmin edebilsin ve ona göre davranabilsin.
Büyük çocukların yetiştirilme tarzı ile küçük çocukların yetiştirilme tarzları arasında farklılıklar görülmektedir.İlk çocuğu yetiştirirken daha otoriter,kuralcı ve hatalı olurken,ortanca çocuklara ise biraz daha esnek davranılmakta ,küçük çocuklar da ise daha sevecen ve hoş görülü olunmaktadır. Anne babaların küçük çocukları daha fazla korudukları ve büyük çocuklara ise erken yaşta fazla sorumluluk yüklenildiği de diğer bir gerçektir."Çocuklara boyun eğmede" anne babanın yaptığı diğer bir eğitim hatasıdır.Anne baba çocuğun eve hakim ve hükmeden kişisi olduğunu kabul etmiştirler."Aman ağlamasın.Hasta olmasın.Zaten özürlü biz onu üzmeyelim .O tek çocuğumuz onun istediğini yapmayacağız da kimin istediğini yapacağız?..."Gibi düşüncelerden yola çıkan anne babalar bir müddet sonra çocuğu hiçbir şekilde frenleyemez hale gelirler.Çocuk ev içinde ve evin dışında da her zaman ve her yerde kendi dediğinin olmasını ister. Anne babaya dediklerini yaptırmaya çalışır.

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:11 pm

DENGESİZ, KARARSIZ VE TUTARSIZ ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ

Çocuk hangi davranışın nerede ve ne zaman yapılmayacağını kestiremez.Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemez.Ayrıca çocuk yaptığı davranışın doğru olup olmamasından daha çok "Ne zaman yaparsam cezadan kurtulabilirim." Düşüncesiyle ilgilenir."Her şey yap ama cezadan nasıl kurtulabileceğini bul." Tekniğini geliştirir.
Çocuk kendini kanıtlamak ve dikkatleri üzerine çekmek için sinirli, ürkek yumuşak huylu,ılımlı ,söz dinleyen bir çocuk olmak ya da kendi benliğini ve bağımsızlığını göstermek için kavgacı,asabi,çabuk kırılıp öfkelenen,tepkisel bir kişilik yapısı geliştirebilir.Her şeyden önemlisi dengeli ve sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmek için oldukça fazla çaba harcaması gerekecek- tir.Dengesiz,tutarsız ve kararsız anne baba tutumu çocuğun kişilik gelişimini baltalar.Çünkü çocuk her zaman "Neyi,nerede,ne zaman ve nasıl yapmalıyım.?"sorularıyla o kadar meşgul olur ki o yapmaya kalkana kadar başkaları çoktan eyleme geçmiş olur.Çocuk kendi kişilik gelişimi sağlamak için oldukça uzun zaman ve emek harcar ama asla istenilen sonuca ulaşamaz.

ABARTILMIŞ SEVGİ VE AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ

Aşırı koruyucu ve abartılmış sevgi ile büyütülen çocuklar hayata ve sosyal yaşama gereğince hazırlanamazlar. Hayattan edinmeleri gereken deneyimleri edinmeden hayatla karşı karşıya kaldıklarında uyum sağlamakta güçlük çekmektedirler.Ailenin sıcak kucağından ayrılmak istemezler.Toplum içinde bu tür çocuklara"Anne kuzusu" veya "Süt çocuğu" gibi isimler takılmakta ve bu şekilde muamele görmektedirler.Beceriksiz, çekingen ve sakar görünür- ler.Atılım ve başarma gücünden, kendilerini kabul ettirme istek ve yetene ğinden yoksundurlar.İçlerindeki cevher kolay kolay su yüzüne çıkmaz . Çoğunlukla başarısız ve mutsuz olurlar.Toplumsal yaşam bir kavga ve bir güç yarışıdır.Çocuk bu yarışta baştan yenilgiyi kabul eder.Çocukta yarışma isteği dahi görülmez.Aileden uzak yaşamak çocuk için oldukça acıdır.
Ailenin aşırı hoşgörüsü ve çocuğa olan düşkünlüğü çocuğu bencil yapar. Çocuk dünyanın merkezi olarak kendisini görür.Daima dikkat çekmeye ve etrafındaki kişileri kendi emri altında tutup,hizmet ettirmeye çalışır.Çok zayıf bir sosyal uyumu vardır.Arkadaş çevrelerinde lider olmadığı zamanlar dışlanır- lar.Çocuk kendini topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankar davranışlar sergileyebilirler.
Çocuk ailesine olan bağımlılığını dış çevreye de genelleyebilir.Onu himayesi altına alabilecek herkese karşı bağımlı olmaya başlar.Yaşamı boyunca bu böyle devam eder. Ailesinden gördüğü sevgi ve himayeyi de eşinden bekler.Hiç büyümeyen"Yetişkin-çocuk" olarak kalırlar.
Anne baba olarak çocuğa doğal yaşam fırsatını vermeliyiz.Psiko-sosyal gelişimi için yardımcı olmalıyız.Gelecekte girişimci,sosyal ve olgun bir kişi olması için imkanları sağlamalıyız.
Çocuklar hayatları boyunca kendi ayakları üzerinde kendileri durabil- melidirler.Anne baba olarak bizim görevimiz çocuklarımıza iyi örnek olarak rehberlik etmek ve kendi başlarına sağlıklı, mutlu bir hayat sürmeleri için gerekli imkanları sağlamak ve eğitimi verebilmektir.


GEVŞEK ANA BABA TUTUMU
Gevşek ana baba tutumunda ana babanın çocuğa egemen olma ve onun üzerinde baskı kurma eğilimi yerine, çocuğun başına buyruk yetişmesi dilediğince davranması ve çocuğun üzerinde aile denetiminin olmaması vardır.
Çocuğun aşırı hareket ve davranış serbestliği vardır.Kendine ve çevresine zarar verebilecek davranışlar da bile etkili denetimden uzaktır. Müdahale kabul edilmez. "Bırak karışma! Neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendisi bulsun.Yaşayarak öğrensin."Mantığı ailelerde söz konusudur.Çocuğa neyi yapması veya neyi yapmaması konusunda bilgi verilmez.Örneğin çocuk yanan sobaya doğru gitmektedir."Eli birazcık yansın sonra bir daha değil sobaya, sobanın etrafına dahi yanaşmaz."denilir.Çocuk sobanın sıcak bir madde olduğu ve fazla yaklaşınca insanın canını yaktığını acı bir tecrübe ile öğrenmiş olur.
Çocuğa hiçbir zaman kesin kurallar belirtilmez.Aile çocuğun davranışları canlarını çok sıktığı zamanlar da (ara sıra da olsa) sert çıkışlarda bulunurlar. Ceza verirler,çocuğu kısıtlandırırlar ve göz dağı verirler.Fakat bunların hiçbirin de caydırıcılık söz konusu değildir.Çocuğa ceza verilir ama nedeni açıklan- maz.Suçunu kendisi bilsin denilir.
Aile içinde çocuğa sayısız haklar tanınmıştır.Ancak çocuğun nerede duracağı kesinlikle belirlenmemiştir.Kuralları uygulama ve denetleme düzensizdir.Ana baba çocuğun yanlış davranışlarını görmekte ama"İyi bir eğitim baskıcı değil,özgür olmalıdır."Düşüncesi ağırlıkta olduğu için çocuğa sınırsız özgürlük tanımaktadırlar."Benim çocuğum ideal davranışlara sahip olmalı."Demekte ve çocuğa küçük de olsa baskı yapmamaktadırlar.Anne baba çocuğun davranışlarına karışmamakta yalnız büyük bir problem olduğunda varlıklarını hissettirmektedirler.
Çocuk merkezli bu tür ailelerden gelen ,her isteklerini yaptırmayı alışkanlık haline getiren ,kural tanımayan bu tür çocuklar okullarda ki kurallarla karşı karşıya kalınca hayal kırıklığına uğramaktadırlar.Okula ve arkadaş çevresine uyum sağlamakta zorluk çekmektedirler.
Gevşek ana baba tutumunda yetişen çocuklar bir müddet sonra anne babalarını denetim altına alırlar.Şımarık olurlar.Çocuklukların da her ortamda istediklerini elde ettikleri için doyumsuzdurlar.
Gevşek anne baba tutumu ev içinde geçerli olduğu gibi ev dışında da geçerlidir.Tabii en
büyük problem misafirliğe gidildiğinde veya başka çocuklarla karşı karşıya kalındığında su yüzüne çıkar.Örneğin ailece bir misafirliğe gidildiğinde ,çocuk merakı icabı "Vitrini karıştırmak,evin altını üstüne getirmek "isteyecektir.Anne oturduğu yerde gayet rahat el işini yapıyorken "Amaaaan! Ne oluçak canım.Çocuktur merak eder.Karıştıracak ki öğrenebilsin.Şimdi ağlamaya başlarsa hiç susmaz.Onu mu dinleyeceğiz?" Der ve genelde de oturduğu yerden kalkmaz.Allah ev sahibine sabır versin demekten başka denilecek çok fazla bir şey kalmamaktadır.Bu tür anne babalara toplumumuzda "Dünya yansa hasırı yanmaz."denilir.
Unutulmamalıdır!Her çocuk önceleri küçüktür.Ama yıllar geçtikçe büyü- mektedir.Anne babanın verdiği eğitim doğrultusunda toplum içinde iyi veya kötü bir yere sahip olacaktır.Onları eğitip şekillendirirken dikkatli olalım.Sonra eserimiz bizi mahcup etmesin.

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:12 pm

GEVŞEK ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Gevşek aile yapısında büyüyen çocuk ailede tek inisiyatif sahibi olan kişidir.Aile bireyleri çocuğun isteklerine kayıtsız şartsız uydukları için çocuk genelleme yapar."Annem,babam ,halam,dedem.... Komşular her dediğimi yapıyor. Demek herkese her istediğimi yaptırabilirim."Düşüncesi çocukta hakim olur.Fakat dış çevreye çıktığında işler hiç de evdekine benzemediğini görünce çocuk hayal kırıklığına uğrar.Yolunda gitmeyen bir şeyler var.Benim dediğim olana kadar ağlamalıyım."der ve basar yaygarayı.
Anne baba çocuğun haklarına, rollerine, özgürlüğüne, sorumluluklarına fırsat vermeli ve mutlaka sınır koymalıdır.Gevşek aile tutumunda sınır yoktur.
Bu tür ailelerde yetişen çocukların genel özellikleri bencil, sorumsuz, çabuk kızan, darılan, kırılgan, her dediğinin anında olmasını isteyen, sabırsız, şımarık, zor sosyalleşen, anti sosyal davranış özellikleri gösterebilirler. Ayrıca kendilerine olduklarından daha fazla değer verirler.Gururlu, kibirli, kendini beğenen bir kişilik özelliği de sergileyebilirler.Başkaları üzerinde etkili ve kuvvetli olduklarından emindirler."Ben benden boyca ve yaşça büyük insanları dize getirebiliyorum,diğerlerine hükmetmekte çok zor olmamalıdır. " demektedirler.Bu tür çocuklar sosyal ortama girdiğinde ve her dediğinin olmadığını görünce hayal kırıklığına uğrar ve kendi iç kabuğuna çekilirler.
Bazen de yaratıcı ve bağımsız olabilirler.Bu özelliklerini iyi yönlerde kullanabilirler.
Çocuk anneye babaya karşı tehditkardır."Dediğimi yapmazsanız hasta olurum.Yemek yemem.Kendimi arabaların önüne atarım.Evden kaçarım. Kapının camını kırarım..."gibi tehditlerde bulunur.Dediği olmayınca da çoğunluk la tehditlerini uygulamaya koyar.Ailenin ilgisini çekmek için bazen çok çılgın davranışlarda da bulunabilir.Ben merkezli bir kişilik geliştirir.


AMAÇSIZ HOŞGÖRÜLÜ ANNE BABA TUTUMU
Anne babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları çocukların bazı kısıtlamalar


dışında, arzularını, diledikleri biçimde gerçekleştirebilmelerine izin vermeleri anlamına gelmektedir. Düzeyli hoşgörü sahibi olan anne babaların çocukları evlerine yönelik olumlu bireyler olurlar.Hoşgörü normal düzeyde ise, çocuk kendine güvenen, yaratıcı ve toplumsal birey olarak karşımıza çıkar.
Amaçsız hoşgörüde ise, yukarıda anlatmaya çalıştıklarımdan biraz farklıdır.Anne baba ev içinde ve dışında çocuğun kendilerini rahatsız etmemesi şartıyla ,çocuğun tüm davranışlarında serbestlik vardır. Çocuk bir müddet sonra anlar ki "Anne babayı rahatsız etmezsem, her şeyi yapabilirim."Demeye başlar.
Böyle anne babalar hoşgörülü tutumlarından kolay kolay ayrılmak istemezler.Çünkü çocuğa dilediğini vermenin ona karşı koymaktan daha kolay olduğu düşüncesini kendilerine yerleştirmiştirler.Çocuğu en kolay metotla büyütmektedirler. Çocuğun istekleri "Bırak ver de ağlamasın,çocuk üzülmesin." veya "Çocuktur yapar, siz hiç çocuk olmadınız mı?"denilerek yerine getirilmeye çalışılır.Kendi yaşamadıkları çocukluklarının; çocukları tarafından yaşanmasını isterler.
Böyle bir tutum çoğunlukla çocuğu cezalandırmaktan korkmanın ve çocuğa bebek muamelesi yapmanın bir dönüşümü olarak ortaya çıkmaktadır.

AMAÇSIZ HOŞGÖRÜR ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Seviyeli hoşgörülü bir ailede yetişen çocuğun kişiliği olumlu olarak etkilenir.Baskıdan uzak olması nedeniyle daha yaratıcı ve kendinden emindir.
Amaçsız hoşgörülü aile ortamında yetişen çocuk boşlukta gibidir.Başka çocukların ve toplumun içine girdiği zaman çekingenlik, ürkeklik , göstermek- te,grup içinde etkin rol alamamakta ,grubun önemsiz işlerini yapmaya eğilim göstermekte,dolayısı ile güvensizlik içinde ve endişeli olmaktadır.Çünkü evin dışındaki kurallar ev kuralları ile çok farklıdır.Evde tek kural vardır."Anne babayı kızdırma!"
Topluma dahil olabilmek için kavgacılığı, hırçınlığı ,agresifliği ,kırıcılığı geliştirebilir.İletişimi bu olumsuz özelliklerle kurmak isteyebilir.Grubun lideri olup yönlendirmek isteyebilir.Grubun onayını kazanmak için yasa dışı işler yapabilir.Böylece ana babalarından yeterli ilgiyi görmeyen ama serbestliği olan çocuklar ya edilgen ya da etken olarak arkadaşlarından onay ve ilgi almaya çalışırlar.


MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU
Mükemmeliyetçi anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister. Mükemmeliyetçi anne babanın çocuğu sınıfın birincisi ve hatta okulun birincisi olmalıdır.Ayrıca çok iyi resim yapmalı,şarkı söylemeli,iyi konuşmalı,lider olmalı, iyi yüzmeli,koşmalı herkesin parmakla göstereceği örnek davranışlar sergileyen çocuk olmalıdır. Hayır !Böyle ailelerde
çocuk asla çocuk olmaz.Çocukluğunu yaşayamaz.

Bu tutumda olan anne babalar çocuğu olduğu gibi kabul etmez.Onun her zaman (Number one) (bir numara) olmasını isterler.Bilgi yönünden iyi yetişmiş olmasını istediği gibi bedensel,zihinsel yönden gelişmesi için özel eğitime tabii tutarlar.Çocuğun eksik olduğu kısımlar var ise özel derslerle bu yönü telafi etmeye çalışırlar.Çocuğun kaldırabileceğinden çok daha fazlası ona yüklenir. Çocuğun yanlış yapmaya kesinlikle hakkı yoktur.Mükemmeliyetçi ailelerde anne babaların kuralları ve kalıpları vardır.Çocuklarda bu kurallara uymak zorundadır.
Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı din,ahlak ve toplum kurallarına uyum beklerler.Kendi çocuklarına bütün çocukça davranışlar yasaklanır.Çocuğun arkadaşlarının seçimi de aileye aittir.
Örneğin:
Çocuk sonradan bir problem çıkmasına engel olmak için annesine gelerek "Anne karşı mahalleden Ahmet/Sema var, babası işçi ,onunla arkadaş olabilir miyim?" diye sorar.Anne hemen "O çocuğun ailesi iyi değil,Kendiside oldukça görgüsüz ve pis,Ahmet/Sema sana uygun bir arkadaş değil (Kişilik, görünüm,maddiyat,eğitim, aile yapısı ...ve diğer nedenler)nedeniyle o çocukla arkadaş olman uygun değil bir daha seni onun yanında dahi görmek istemiyorum." Der.Çocuk son bir gayretle itiraz etmeye çalışır ama nafile .Anne babalar çocuklarının kendi çocuklarına benzeyen çocuklarla arkadaşlık kurmasını isterler.Diğerleri için çocuğa kesinlikle izin vermezler.
Çocuk anne babanın kurallarına ters olan hareketlerde bulunduğunda çocuğa verilen cezalar da katı ve sert olmaktadır.Önce duygusal sömürü demagoji "Saçımı senin için süpürge ettim, hayırsız evlat,ölürsem hakkımı helal etmeyeceğim....gibi"eğer bunlar işe yaramazsa fiziksel şiddet yani dayak uygulanmaktadır.Ve tüm bunlar "Çocuğumun iyiliği


için"mantığından yola çıkılarak yapılmaktadır.
Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı titizlik ve temizlik beklerler.Çocuğun azıcık üstünü kirletmesi dahi büyük bir olay haline getirilir. Dört dörtlük insan projesi çocuğa çizilerek "İşte sen böyle olmalısın. " denilir.Anne babanın çocuktan beklentileri çocuğun kapasitesinin çok üstündedir.Çocuk devamlı onların istedikleri kalıba uymak zorundadır.
Evde daha çok askeri eğitim sistemi hakimdir.Sabah kalkış saat 8.00,kahvaltı 8.30...çocuğun akşam yatış saati 21.30 şeklindedir.Evde her şey bir kurala bağlanmıştır.
Mükemmeliyetçi anne babalara sesleniyorum.Çocuklarınıza çocukluklarını yaşama fırsatı verin.Geçen günler özellikle çocukluk günleri bir daha asla geri gelmez.Bırakın çocuklarınızın da neşeyle anlatabilecekleri çocukluk yaşantıları olsun.Hiç kimse mükemmel olamaz.Hepimizin eksik yönleri mutlaka vardır.Kendimizin bir devamı değildir çocuklarımız.Kendi yaşamadığımız yaşantıları onlardan beklemeyelim.Çünkü bizim hayatımız bize çocuğumuzun hayatı ise ona aittir.Amacınız motomot bir robot yetiştirmekse tercih sizin.

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Çarş. Haz. 18, 2008 11:12 pm

MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocuklar ağır nörotik gelişim gösterirler.Kişilik ve karakter yapıları genelde çok katıdır.Esneklik görülmez.Onlar için bir şey ya siyahtır ya da beyaz.Hayatlarında gri ve diğer renkler yer almaz.Bir şey veya kimse ya iyidir ya da kötü.
Çocuk daima bir çatışma içindedir.Kendi doğal iç güdüleri ve ağır kurallar arasında sıkışıp kalmıştır.Sürekli sevgi ve nefret karışımı duyguları aynı anda yaşar.
Çocuk her işte en iyisi ve en üstünü olmak ister.Fakat her işte istediği seviyeyi yakalamayınca hayal kırıklığına uğrar.Aşağılık duygusu çocukta gelişir."Bu durumu anne babama nasıl açıklarım?"düşüncesi çocuğu hiç yalnız bırakmaz.
Anne baba doyumsuz olduğu ve hep daha hep daha dediği için çocukta da doyumsuzluk yerleşir.Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez.Son noktayı onun yerine başkaları koyar.


KABUL EDİCİ,GÜVEN VERİCİ HOŞGÖRÜLÜ VE DEMOKRATİK
ANNE BABA TUTUMU
Anne babanın çocuğu kabulü,sevgi ve sevecenlikle ele alması,çocukla ilgilenmesi şeklinde davranışa yansımaktadır.Kabul eden anne baba,çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak ,onun yeteneklerini geliştirecek ortamı çocuk için hazırlar.Kabul gören çocuk,genelliklesosyalleşmiş,işbirliğine hazır,arkadaş canlısı,duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir bireydir.
Anne baba birbirlerine ve çocuklarına karşı olan duygularında net ve açıktır.Aile içinde güven ve şeffaflık vardır.Aile huzurludur.Problemlerle nasıl baş edebileceklerini birlikte araştırırlar.Bu ortamda yetişen çocuğa kişilik özelliği olarak aynen yansır.
Ana babaların çocuklarına karşı hoşgörülü sahibi olmaları,çocuklarını desteklemeleri,bazı kısıtlamaların dışında çocuğun istek ve arzularını yerine getirmeleri anlamına gelmektedir.
Her çocuk kabul edilmek ve yaptığı davranışın sonucunda onaylanmak ister. Büyük veya küçük olsun yaptığı davranışın sonucunu görmek ister."Aferin,bak ne güzel de yapmışsın ,bu konuda oldukça başarılısın."Deyip çocuğun başını okşamak ona dünyaları vermekle eşdeğerdir.Çocuk başardığını ve onaylandığını gördükçe daha fazla başarmak ve daha fazla onay ve övgü almak isteyecektir.


Eğer aile ortamı çocuğa kendi benliğini,kimliğini ,duygu ve düşüncelerini anlatma özgürlüğü veriyorsa çocuk sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Ana babanın denetimli serbest bırakması çocuğun kendisini geliştirici imkanları önüne sunması demektir. Çocuk daha yaratıcı ve daha toplumsal bir birey olarak yetişecektir. Bu tutum içersindeki ana babalar olgun insanlardır. Aileyi ilgilendiren kararlar alınırken çocuğunda fikri alınır."Daha o çocuk. Bu işten o ne anlar."Mantığı bu aileler de görülmez.Bu tür ailelerde çocukta bizimle yaşıyor. Ve alacağımız kararlarda onun da söz hakkı olmalıdır. Düşüncesi hakimdir. Aile fertlerinin hepsinin eşit söz ve oy hakkı vardır. Çocuğun bir birey olarak ailesini sevip sayan ama bağımsız bir fert olması gerektiği inancı mevcuttur.
Çocuğa sevgi ve saygı gösterilir. Çocuğun kendi düşünce ve fikirlerini (ne kadar mantıksız olursa da olsun) açıklama fırsatı verilir. Çocuk susmaya değil konuşmaya teşvik edilir.
Aile her şeyden önce çok iyi rehberdir. Çocuğa yol gösterilir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakılır çocuğa bir çok alternatif sunulur . seçim sadece çocuğa aittir. Seçimin sonucuna katlanması da çocuğundur. Böylelikle çocuğa nasıl karar vereceği aldığı kararların sonucuna da nasıl katlanacağı öğretilir."Karar senin kararın. Sonuçta aldığın karar kadar senin çünkü yaşadığın hayat sadece ve sadece sana aittir."Düşüncesi ailede hakimdir. Çocuğun ailede kendine özgü bir yeri vardır. Ailenin diğer üyelerinin istek ve ihtiyaçları , denge içinde karşılanır.

Böyle bir ailede evde ve toplum da kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Çocuk neyi nerede yapacağını veya yapmayacağını bilir. Ev ve toplum kuralları, çocuğa anlatır. Ve bizzat uygulaması yapılır. Her şeyden önce anne ve baba iyi bir modeldir. Çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri de yapmazlar. Çocuk sınırlar için de özgürdür. Sözleri dinlenir yetişkinler tarafından kendisine değer verildiği ve önemsendiği çocuk hisseder. Kendine ait bir saygı ve özgüven geliştirir.
Özellikle çocuğa şiddet ve duygusal yaptırım gücü yerine ona anlatarak ve onu ikna ederek denetlemeyi seçen anne babanın çocukları: anne babaların duygu, düşünce değer ve beklentileri hakkında sebepleri ve sonuçları konusunda bilgi sahibidirler. Çocuklar buna göre hareket ederler. Evde hangi davranışın sonucunun ne olacağı önceden belirlenmiştir.
Demokratik ailede yetişen birey , hem davranış seçiminde kendini özgür görebilir, hem de seçimleri hakkında kısıtlanacağından çekinmeden anne ve babasına danışabilecek onlarla


fikir alış verişinde bulunabilecek durumdadır. Aile fertleri arasında açık ve net bir iletişim söz konusudur. Duygu ve düşünceler açık kalplilikle ifade edilmektedir. Problemlerde yine aynı şekilde konuşarak ve ikna edilerek çözüme ulaştırılmaya çalışılır. Çözüm ararken de demokratik yollara başvurulur.

KABUL EDİCİ, GÜVEN VERİCİ VE DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Demokratik ve güven verici bir ortam da yetişen çocuk , kendine ve çevresine saygılı ,sınırları bilen ,yaratıcı,aktif, etkin, girişken, yaratıcı ilişkiler kurabilen, kendine karşı



fikirlere saygı duyan, kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen ,atılgan, fikirlerini serbestçe söyleyebilen ve kendine ait fikirleri doğrultusunda hareket eden , kişilik ve davranışları açısından dengeli sorumluluk duyguları gelişmiş, kurallara ve otoriteye karşı körü körüne bağlı olmayan, hoşgörülü ,açık fikirli , anlaşılır, toplumsal ve uyumlu bir birey olarak yetişir.Böyle özelliklere sahip olan çocuğu kim istemez ki ?
Şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım anne baba tutumları içinde en sağlıklı ve başarılı olanı"güven verici" "kabul edici" "destekleyici" "hoşgörülü" ve "demokratik" anne baba tutumudur.Ancak bu esnek yaklaşım için de bedensel , zihinsel, ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler yetişebilir.
KARAR SİZİN...

ÇOCUĞUNUZU NASIL YETİŞTİRMEK İSTİYORSUNUZ?

Çocuğunuza şimdi uygulamış olduğunuz eğitim tarzının olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?
Yetiştirdiğiniz bir insan. Dönüşü olmayan hatalar yapmamak için,neler yapmalıyız? Henüz her şey bitmiş değil.
Çocuğunuza iyi bir eğitim verebilmek ve her açıdan sağlıklı bireyler yetiştirebilmek, hepimizin amacı . bu amaç doğrultusunda neler yapabiliriz?



ANNE BABALARA ÇOCUK EĞİTİMİ KONUSUNDA GENEL TAVSİYELER
Çocuğunuz, evet! Sizin ve eşinizin çocuğu öncelikle onu benimseyin ve her haliyle onu kabul edin.Onu sevin sevmeye ve sevilmeye hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin.

0-6 yaş arası çok önemli .Bu yaşlar arasında çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır. Temeli iyi atın ki binanız sağlam olsun.
Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz , size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını istiyorsanız. Siz de yalan söylemeyin.
İçinizdeki çocuğa seslenin, onu oradaki uykusundan uyandırın.Kendi çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz kendisini sizin yerinize koyamaz çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz yaşamadı.Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz.Çocuğunuzla empati kurun. Çocuğunuza mutlaka "Seni anlıyorum."Mesajını gönderin.
Kaç tane çocuğunuz olursa olsun,ikiz de olsalar hepsi ayrı yaratılmıştırlar. Çocuklarınız eşsizdir. Bir eşleri ya da benzerleri bulunmaz.O yüzden tüm çocuklarınızı aynı kalıba sokmayın her birinin ayrı ayrı yetenekleri ve özellikleri mevcuttur.
Çocuklarınıza birer birey olarak saygı gösterin.Çocuğunuza yapabile- ceğiniz en önemli yardım; geri planda kalarak kendi benliğinin gelişmesinde, kendine ait bir kişilik geliştirmesinde yardımcı olabilmektir.

Çocuğun güçlü bir kişilik yapısına sahip olabilmesi için de tutarlı bir aile ortamında yetişmesi gerekmektedir. Yetişkinlerin yönettiği uyumlu , tutarlı, dengeli,sevgi ve saygı ilişkisine dayalı baskıcı olmayan bir aile ortamına her çocuğun ihtiyacı vardır.
Çocuğunuzun , çeşitli davranışlarını sınırlandırabilirsiniz. Ama asla çocuğunuzun duygularını ve hayallerini sınırlandıramazsınız. Onun duygularını önlemeye çalışmayın aksine onun duygularını düşüncelerini dile getirmesini sağlayın.Onunla her fırsatta konuşun.
Çocuklarınızın davranışlarını kontrol altında tutabilmek için , akla ve mantığa uygun sınırları ve kuralları eşinizle (ailenizle) birlikte koyun. Koyduğunuz kurallar uygulanabilir olmalıdır. Kuralları hemen uygulamaya geçin. Unutmayın tüm çocuklar için reçete gibi kurallar yoktur. Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ortama uygun kuralları kendi deneyimlerinizle en uygununu sizler bulmalısınız.
Çocuğunuzun kendi kendine yetebilen , olumlu bir kişilik sahibi olmasını istiyorsanız. Olumlu yapmış olduğu davranışları onaylayıp destekleyin . Onu teşvik edin , olumsuz davranışlardan vazgeçirmek için bu davranışların fazla üzerinde durmayın. Olumlu davranışları pekiştirin çocuklar, ısrarla üzerinde durulan davranışları tekrarlama eğilimindedirler. Birtakım davranışları, yasaklamak yerine diğer davranışları desteklemeyi tercih edin.

"Okula gidince öğretmen onu hizaya sokar. Öğretmen onun hakkından gelir." Demeyin. Çünkü eğitim okuldan önce evde başlar. Okulda geçirilen zaman süresi çok sınırlıdır. Ayrıca öğretmenin uğraşması gereken tek öğrenci sizin çocuğunuz değildir. Hayat okulunun ilk sınıfı aile eğitimiyle başlar. Okulda verilen eğitimle , ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı olmalıdır. Çelişkiler olursa çocuk seçim yapmak zorunda kalır. Okul mu,ev mi? Şeklinde çocuk bocalar. Bu çelişkiyi çocuğa yaşatmamak için okul ve aile paralel bir eğitim vermelidir.
Çocuğunuzu ne kadar fazla uyaranlarla , karşı karşıya bırakırsanız. çocuğunuzun zihinsel, bedensel, sosyal gelişimi o kadar çabuk ve iyi olur. Çocuğunuzun zekasını geliştirmek için , zeka geliştirici oyunlar oynayın. Konuşmasını geliştirmek içinse onunla bol bol ve her konuda daha doğmazdan önce konuşmaya başlayın.
Çocuğunuza zaman ayırın. Ayırdığınız zamanın,çokluğu ya da azlığı çok önemli değil önemli olan o zamanın niteliğidir.
Özellikle çalışan anneler çocuklarına zaman ayıramadıklarında şikayetçidirler. Bire bir zaman ayırmak yerine mutfakta yemek yaparken onunla konuşmak"Bugün okulda ne yaptınız. Sınavın nasıl geçti." Gibi. Alışverişe birlikte çıkabilmek, akşam yürüyüşleri yapabilmek. Sınırlı zamanı etkin ve en iyi şekilde kullanabilmek önemlidir.Çocuğumuzun da bizim de eksik olan yönlerimiz mutlaka vardır. Kendi kendinizle barışık olun. iyi ve kötü yanlarınızla çocuğunuzu ve kendinizi kabul edin.Unutmayın , hatasız kul olmaz.Çocuğumuza , çocukluğunu yaşama fırsatı verelim. Yaşamadığı çocukluk günlerinin hesabını bir gün gelip bize sormaya mutlaka kalkacaktır.Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır. Zaman zaman kızabiliriz. Sinirleniriz. Hatta onları cezalandırırız. Siz de insansınız yaşadığınız ve hissettiğiniz duygulardan dolayı kendinizi suçlamayın."Kendimi çocuklarım için feda ediyorum."Duygusuna kapılan ve böyle yaşayan kişiler çok da iyi yapıyor sayılmazlar. Sizin hayatınız size , onların hayatı da onları aittir. Ortak bir yol bulup kendinize zaman ayırabilmeli ve size ait hayatın tadını çıkarabilmelisiniz.


Ana baba olmak serüveninde en iyi rehberiniz, kendi çocukluk yıllarınız ve duygularınızdır. Kendi çocukluğunuzu düşünün , çocukluğunuza dönün. Ve çocuklarınıza ona göre davranın.


_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
TAÇYILDIZ
Admin


Mesaj Sayısı : 398
Yaş : 37
Nerden : KASTAMONU
Kayıt tarihi : 16/06/08

MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Perş. Haz. 19, 2008 8:58 am

Çocuğunuza sizden ne bekliyor sordunuz mu? bir konu hakkında tavsiyenizi mi, sessizce kendisini dinlemenizi mi, yoksa bir probleminin çözümünü mü?.
Çocuğunuz için müsait olun
Çocuğunuzun ne zaman konuşmaya uygun olduğunu tesbit edin (örneğin, yatma zamanında, yemekten önce, arabada) ve onunla konuşmak için o zamanlarda kendisine müsait olun.
Konuşmayı siz başlatın; bu davranış onun hayatında olup bitenlerle ilgili olduğunuzu hissettirir.
Her hafta çocuklarınız ile birebir yapabileceğiniz bir aktivite bulmaya özen gösterin ve bu sürede başka bir iş yapmaktan kaçının.
Çocuğunuzun ilgi alanlarını öğrenin (örneğin, favori müzikleri ve aktiviteleri) ve ilgilendiğinizi gösterin.
Konuşmaya direk soru sormak yerine, kendi düşüncelerinizi ifade ederek başlayın
Onu dinlediğinizi bilsin
Çocuğunuz korkuları hakkında konuşurken ne iş yapıyor olursanız olun bırakın ve dinleyin.
Söylediklerine büyüklük taslamadan, içtenlikle ilgi gösterin.
Anlaşılması imkansız gibi gelsede onların açısından görmeye çalışın.
Tepki yada karşılık vermeden önce, sözlerini bitirmelerine izin verin.
Çocuğunuzun sözlerini tekrar ederek doğru anladığınızdan emin olun.
Çoçuklarınızın anlayabileceği şekilde cevap verin
Gereksiz sert tepkilerden kaçının; eğer en önemsiz konularda bile kızgın yada savunmada görünürseniz çocuklar iletişim kapılarını kapatırlar.
Kendi düşüncelerinizi ifade ederken, çocuğunuzunkileri değersiz göstermeyin; farklı fikirlere sahip olmanın kötü olmadığını ve onun düşüncelerine de saygı gösterdiğinizi hissettirin.
Kimin haklı olduğunu ıspat etme duygunuza engel olun. Onun yerine "Bana katılmadığını biliyorum ama ben böyle düşünüyorum" diyerek yaklaşın.
Konuşma sırasında kendi duygularınız yerine çocuğunuzun duygularına konsantre olun.
Hatırlayın:
Çocuğunuza sizden ne beklediğini sorun: bir konu hakkında tavsiyenizi mi, sessizce kendisini dinlemenizi mi, duyguları konusunda yardım etmenizi mi yoksa bir probleminin çözümünü mü?
Çocuklar taklid ederek öğrenir, dolayısıyla nasıl bir örnek olduğunuza dikkat edin. Çünkü çocuklar öfkenin nasıl kontrol edildiğini, problemlerin nasıl çözüldüğünü yada negatif duygular ile nasıl başedildiğini size bakarak öğrenir.
Çocuğunuz ile konuşun—ders vermeyin, eleştirmeyin, tehdit etmeyin yada duygularını incitecek sözler sarfetmeyin.
Çocuklar kendi seçimlerinden öğrenir. Sonuçları tehlikeli olmadığı sürece onun yerine karar almaktan kaçının. Bırakın kendi kararlarını kendi almayı öğrensin.
Çocuğunuz sorunun sadece küçük bir kısmını anlatarak sizi test ediyor olabilir. Ne söylediklerini dikkatle dinleyin, daha fazla konuşmak için cesaretlendirin ve bütün hikayeyi duymadan peşin yargıya varmayın.
Anne-Baba olmak zor
Dinlemek ve konuşmak çocuğunuz ile sağlıklı bir ilişki kurabilmenin en önemli anahtarıdır. Başka sorunlarla uğraşırken çocuklarla sağlıklı bir iletişimi korumak zor olabilir fakat kendi sorunlarınızın çocuğunuzun yaşadıklarından daha önemli olduğunu düşünmeyin. Çocuklar karşılaştıkları sorunlarla başetmek için gereken bilgi ve beceriye sahip değiller dolayısıyla onların yaşadığı sorunları küçümsemeyin.

_________________
Okul öncesi eğitim ile ilgili daha fazla bilgi ve döküman için www.e-okuloncesi.com adresimizi ziyaret ediniz.

Sınıfımın web adresi www.okuloncesipaylasim.net/1.htm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.e-okuloncesi.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI   Bugün 2:59 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ÇOCUKLA İLETİŞİM VE ANNE BABA TUTUMLARI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PAYLAŞIM SİTESİ :: OKUL ÖNCESİ EĞİTİM :: ANNE VE BABALARA REHBERLİK-
Buraya geçin: